“Görünmeyen Emek, Görünür Hikâyeler” Beykoz Kundura ve British Council’dan Kadınların İzini Süren Bir Sinema Yolculuğu

Beykoz Kundura, her yıl mart ayında sinema tarihinin öncü kadınlarını hatırlamaya ve üretimlerini yeniden görünür kılmaya odaklanan özel programlarına bu yıl İskoçya’nın belgesel sinema alanındaki kadın yönetmenlerini odağa alarak devam ediyor. British Council desteğiyle hayata geçirilen “Görünmeyen Emek, Görünür Hikâyeler: İskoç Kadın Belgeselciler 1935–Günümüz” başlıklı seçki, 6–7 Mart tarihlerinde izleyiciyle buluşacak.

 

Beykoz Kundura’nın 2024 yılında British Council ve Creative Scotland iş birliğiyle yürütülen Momentum programına katılımıyla başlayan uluslararası iş birlikleri, İskoçya ile sürdürülebilir yaratıcı diyaloglar geliştirme hedefi doğrultusunda bu özel programla devam ediyor.

 

Invisible Women kolektifi ve Scottish Documentary Institute iş birliğiyle hazırlanan kürasyon, İskoç kadın belgeselcilerin yaklaşık bir asra yayılan üretimlerini feminist bir perspektifle bir araya getiriyor. Program, geçmiş ile bugün arasında güçlü bağlar kurarken deneysel estetikler, hibrit anlatı biçimleri, görünmeyen emek, kayıp tarihler ve anlatılmamış kadın hikâyelerine odaklanıyor. Seçkide yer alan yapımlar, Türkiye’de ilk kez perdeye yansıyarak belgesel sinema izleyicisiyle buluşarak bugüne dek saklı kalmış kadın hikâyelerini görünür kılacak.

 

Program kapsamında belgesel sinemanın öncülerinden John Grierson’ın gölgesinde kalan kız kardeşleri Marion ve Ruby Grierson’ın hikâyesi ele alınıyor. 1930’lar ve 1940’larda önemli yapımlara imza atan ancak uzun yıllar boyunca yeterince görünürlük kazanamayan iki yönetmenin üretimlerinden oluşan seçki, bu mirası günümüze uzanan etkileriyle birlikte yeniden hatırlatıyor.

 

Gösterimler, Sohbet ve DJ Performansı

Program, 6 Mart Cuma akşamı gerçekleştirilecek gösterim öncesi sohbetle başlayacak. Invisible Women kolektifi ve Scottish Documentary Institute temsilcilerinin katılımıyla düzenlenecek konuşmada, kadınların yaratıcı üretimde geçmişten bugüne ve belgesel sinema tarihindeki görünürlüğü ele alınacak. Aynı akşam kısa film programının ardından sinema fuayesinde 1960’lar, 70’ler ve 80’lerde aktif olan kadın müzisyenlerin hikâyelerini araştıran ve görünür kılan Ladies On Records’un DJ performansı gerçekleşecek.

 

Seçki, 7 Mart Cumartesi günü saat 17:00–18:15 saatleri arasında gerçekleştirilecek ikinci gösterim günüyle devam edecek.

 

Film Programından Neler Var

Seçkide, Marion Grierson’ın 1935 tarihli Britanya sahilinde güneşle sarhoş olmuş bir günü yakalamak için yenilikçi sinema teknikleriyle deneyler yaptığı filmi Beside the Seaside (Denizin Kıyısında), Ruby Grierson’ın 1940 tarihli savaş döneminde bir ev kadınının yaşadığı zorlukları merkeze alan They Also Serve(Onlar da Hizmet Ediyor), Orkneyli deneysel sinemacı Margaret Tait’in Portrait of Ga(Ga’nın Portresi) adlı çalışması, Jenny Brown ve CJ Cayley imzalı Shetland Adaları’nın manzarasına ve geleneklerine sıcak, davetkâr bir giriş sunan 1940 yapımı Northern Outpost (Kuzey Karakolu) ve günümüzden Becky Manson’ın 2025 yapımı Water to the Wall (Duvara Kadar Su) ile Maria Pankova’nın 2023 yapımı The Sound of the Wind (Rüzgârın Sesi) filmleri yer alıyor. Farklı dönemlerden yapımları bir araya getiren program, İskoç kadın belgeselcilerin sinema tarihindeki izini sürüyor.

 

Beykoz Kundura’nın kadın sinemacılara odaklanan yıllık programları, yaratıcı kadınların üretimlerinin hatırlanmasını ve kolektif hafızada daha görünür hâle gelmesini amaçlıyor. Etkinlik programına dair detaylı bilgi için www.beykozkundura.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

EMİN ALPER’İN YENİ FİLMİ ‘KURTULUŞ’ BERLİN FİLM FESTİVALİ’NDE DÜNYA PRÖMİYERİNİ GERÇEKLEŞTİRDİ!

‘KURTULUŞ’ BERLİN’DE ALTIN AYI ÖDÜLÜ İÇİN YARIŞIYOR…

 

Emin Alper‘in son filmi ‘Kurtuluş’, dünya prömiyerini 76. Berlin Film Festivali’nin Ana Yarışma bölümünde 15 Şubat Pazar günü gerçekleştirdi. Berlinale Palast’ta ilk kez sinemaseverlerin karşısına çıkan filmin gösterim heyecanını kırmızı halıda Emin Alper’le beraber başrol oyuncuları Caner Cindoruk, Berkay Ateş, Feyyaz Duman, Naz Göktan ve Özlem Demir beraber yaşadılar. Biletleri günler öncesinden tükenen ‘Kurtuluş’un prömiyerinde Emin Alper öncelikle tüm ekibine ve oyuncularına teşekkür ederken filmle ilgili duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Kurtuluş, bir topluluğun nasıl korkunç suçlar işleyebileceği üzerine bir film. Tarih bu tür hikayelerle dolu… Ne yazık ki günümüz de öyle. Bugün, İsrail’in Gazze’de işlediği soykırıma tanık oluyoruz. Bu suçları durdurabilecek tek şey, dünyanın güçlü bir tepki göstermesi, ancak biz Filistin’i yüzüstü bıraktık. İster bu suça ortak olmuş Batılı güçler, ister Batı dışında kalan otokrat devletler olsun, hükümetlere güvenemeyiz. Sadece kendimize ve dünya halklarına güvenmeliyiz, uyanık olmalıyız, birlikte ayağa kalkmalıyız ve değişimin gücü olmalıyız.”

 

‘Kurtuluş’ Emin Alper’in 2019 yılında yine aynı bölümde yer alan ‘Kız Kardeşler’ filminden yedi yıl sonra, Türkiye’den Ana Yarışma’ya kabul edilen ilk yapım olma başarısını gösterirken festivalin ödülleri 21 Şubat akşamı yapılan törende sahiplerini bulacak. Yönetmenin beşinci uzun metrajlı filminin oyuncu kadrosunda Caner Cindoruk, Berkay Ateş, Feyyaz Duman, Naz Göktan, Özlem Taş, Eren Demir, Selim Akgül, Hichi Demi ve Nazmi Karaman yer alıyor.

 

Korucu Hazeran aşireti ile yıllar önce terk etmek zorunda bırakıldıkları köylerine geri dönen Bezariler arasındaki toprak çatışmasını odağına alan film; gergin bir atmosferde, tekinsiz rüyaların körüklediği bir iktidar mücadelesini ve ‘kurtuluş’ vaadinin peşinden giden bir köyün hikâyesini anlatıyor.

 

Yapımcılığını Liman Film’in üstlendiği ‘Kurtuluş’un ortak yapımcıları arasında Bir Film, Meltem Films, TS Productions, Circe Films, Horsefly Films ve Second Land yer alıyor.

 

Filmin dünya satışını Paris merkezli Lucky Number, Türkiye dağıtımını ise Bir Film üstleniyor. 

 

21. Köprüde Buluşmalar Film Geliştirme Platformu Seçkisi Açıklandı

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından İstanbul Film Festivali kapsamında düzenlenen Köprüde Buluşmalar, 21. yılında da Türkiye’den sinemacıları uluslararası film profesyonelleriyle buluşturmaya devam ediyor.

Anadolu Efes’in ana destekçisi olduğu 21. Köprüde Buluşmalar’ın Film Geliştirme Platformu bu yıl 14-15-16 Nisan tarihlerinde düzenlenecek.

Film Geliştirme Platformu’nda Türkiye’den uzun metrajlı kurmaca ve belgesel projeler, ilk uluslararası sunumlarını gerçekleştirecek ve uluslararası sektör profesyonelleriyle birebir toplantılar yapacak. Köprüde Buluşmalar, platforma seçilen projelerin uluslararası işbirliklerine destek olmayı hedefliyor.

Bu yıl Film Geliştirme Platformu’na başvuran 103 proje, Köprüde Buluşmalar seçici kurulunda yer alan yapımcı Aslı Filiz, yapımcı ve satış temsilcisi Denis Krupnov, yapımcı Melanie Blocksdorf ile festival yönetmeni Tsveta Dobreva tarafından değerlendirildi ve dokuz proje platforma seçildi.

Platformun bu yılki seçkisinde dördü yönetmenlerin ilk uzun metraj filmi olmak üzere yedi kurmaca ve iki belgesel proje yer alıyor.

Film Geliştirme Platformu’na seçilen projeler:

  • Ağır Ağır Giden Eller (yön. Dilşad Aladağ, yap. İpek Erden, ort. yap. Burak Çevik)
  • Apollo Adası (yön. Barış Sarhan, yap. Umut Eğitimci, Barış Sarhan, Tolga Topçu)
  • Dante, 0 (yön. Esra Saydam, yap. Alvaro R. Valente, Melis Aker)
  • Leviathan (yön. Onur Sefer, yap. Sinem Kanat)
  • Liman (yön. Gökhan Bulut, yap. Jozef Erçevik Amado, Deniz Anastasia Keskin)
  • Pivot (yön. Melisa Önel, yap. Alara Hamamcıoğlu Bayraktar, ort. yap. Konstantina Staurianou)
  • Sensiz Kışı Geçiremezdim (yön. İlhan Mahir Kalaylıoğlu, yap. İlhan Mahir Kalaylıoğlu, ort. yap. Can Adiloğlu, Şıvan Kayaş)
  • Tüccar (yön. Arin İnan Arslan, yap. Arin İnan Arslan, Selda Durna)
  • Yerebasan ~ Yeraltı Urfa Hikâyeleri (yön. Letisya Tapan, yap. Letisya Tapan, ort. yap. Dilek Aydın)

Seçilen projelerin ekipleri, mart ayında ulusal ve uluslararası alanda deneyimli eğitmenlerden senaryo geliştirme, sunum teknikleri, sunum dosyası hazırlama, film finansmanı, ortak yapım, film yapımında yapay zekâ araçları, festival, dağıtım ve pazarlama stratejileri üzerine kapsamlı eğitimler alacak.

Film Geliştirme Platformu kapsamında verilecek ödüller ileri bir tarihte açıklanacak.

Aşkın En Tutkulu Hali Sevgililer Günü’nde Devleşiyor:

“Uğultulu Tepeler” IMAX Deneyimiyle Paribu Cineverse’te!

Ödüllü yönetmen Emerald Fennell’ın vizyonuyla yeniden hayat bulan, Emily Brontë’nin ölümsüz eseri “Uğultulu Tepeler”, Türkiye’de 13 Şubat Cuma günü vizyona giriyor. Başrollerini modern sinemanın ikonik isimleri Margot Robbie ve Jacob Elordi’nin paylaştığı film, Sevgililer Günü haftasında sinemaseverleri sarsıcı bir tutku hikâyesine davet ediyor.

Margot Robbie ve Jacob Elordi’nin devleşen performansları, IMAX’in kristal netliğindeki görüntü ve yüksek çözünürlüklü ses sistemiyle birleşerek; hikâyenin o tekinsiz, karanlık ve büyüleyici atmosferini sinemanın en uç sınırlarına taşıyor.

Klasik edebiyatın en karanlık ve tutkulu aşk hikâyesini modern bir estetikle harmanlayan yapım, özellikle dönem atmosferini yansıtan kostümleri ve sinematografisiyle moda ve yaşam tarzı dünyasının da odağında yer alıyor. Tutku, intikam ve sadakatin sınırlarını zorlayan film, yılın en çok konuşulacak sinema filmlerinden biri olmaya aday.

Günyüzü(Hear The Yellow) Dünya Prömiyerini Bu Yıl 76. Berlin Film Festivali’nde Yapıyor

Banu Sıvacı’nın ikinci uzun metrajlı filmi Günyüzü(Hear The Yellow) dünya prömiyerini bu yıl 76. Berlin Film Festivali’nde yapacak. Film Berlinale’nin festivalin en köklü ve entelektüel derinliği en yüksek bölümlerinden biri olarak kabul edilen Forum bölümünde yer alacak ve çeşitli ödüller için aday olacak. Forum, genellikle keşfedilmemiş yeteneklerin veya usta yönetmenlerin en şaşırtıcı eserlerinin dünya prömiyerlerine ev sahipliği yapar.
Başrollerinde Selva Erdener ve Süleyman Kadim Kabaali’nin yer aldığı film, kalabalık ve yetenekli bir oyuncu kadrosunu bir araya getiriyor. Görüntü yönetmenliğini Yusuf Aslanyürek’in üstlendiği yapım; Anagraffilm, AnFilm ve Aslanyürekfilm ortak yapımı olarak hayata geçirildi. Banu Sıvacı, Orkun Huylu, Yusuf Aslanyürek filmin yapımcıları olarak filmde yer aldı.
Banu Sıvacı’nın yazıp yönettiği “Güvercin” (2018), yönetmenin ilk uzun metrajlı filmidir ve Türk sinemasında son yılların en naif ama bir o kadar da güçlü büyüme hikâyeleri.