CEMİYET GAZİNOSU İSTANBUL EĞLENCE HAYATINA DAMGA VURMAYA DEVAM EDİYOR

Ünlü sanatçı ve oyuncu Cem Belevi, büyük ilgi gören sahne gösterisi CEMiyet Gazinosu ile 24 Ocak Cumartesi akşamı, İstanbul’un kültür-sanat ve eğlence hayatının simge mekânlarından Çapa Pera’da bir kez daha izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Gazino kültürünü çağdaş bir sahne diliyle yeniden ele alan gösteri, aynı anda birçok sanat disiplinini tek sahnede buluşturan büyülü bir zaman yolcuğu hikayesi sunuyor.

 

İstanbul eğlence hayatının kültleşmiş adreslerinden Çapa Pera, güçlü atmosferi ve sahne ruhuyla CEMiyet Gazinosu’nun doğal buluşma noktalarından biri olmaya devam ediyor. 24 Ocak Cumartesi akşamı Çapa Pera’da gerçekleşecek bu özel gösteri, İstanbul izleyicisini çok katmanlı bir kültür-sanat buluşmasına davet ediyor.

Kültür ve sanat alanında eğlence dünyamıza kazandırılmış bir zaman yolculuğu hikâyesi olarak konumlanan CEMiyet Gazinosu, gazino kültürünü nostaljiyle sınırlamadan; bugünün izleyicisine yeni bir sahne estetiği ve anlatı dili sunmayı amaçlıyor. Gösteri, ailece izlenebilecek nitelikli eğlence anlayışıyla Türkiye’nin farklı şehirlerinde sahnelenmeye devam ediyor.

70’lerden Günümüze Uzanan Repertuar

Türk müziğinin 1970’lerden günümüze uzanan güçlü hafızası, CEMiyet Gazinosu sahnesinde dönem ruhunu yansıtan repertuar, sahne dekorları ve danslarla yeniden yorumlanıyor. Gösteri; nostaljiyi romantize etmekten ziyade, gazino kültürünü bugünün izleyicisi için yeniden okuyan çağdaş bir sahne dili kuruyor.

Londra’da aldığı müzik eğitimi, güçlü vokali ve çok yönlü sahne yaklaşımıyla tanınan Cem Belevi; CEMiyet Gazinosu sahnesinde Zeki Müren, Ferdi Özbeğen, Orhan Gencebay gibi ustalara saygı duruşu niteliği taşıyan eserlerin yanı sıra kendi bestelerine de yer veriyor.

Gürcistan Devlet Balesi’nden The Nutcracker: Kış Masalı Türkiye’de

Nina Ananiashvili Sanat Yönetiminde: The Nutcracker İstanbul ve Ankara’da

175 yıllık köklü geçmişiyle dünyanın en prestijli bale topluluklarından Gürcistan Devlet Balesi, Pyotr Tchaikovsky’nin zamansız eseri The Nutcracker (Fındıkkıran) ile önümüzdeki hafta (15-16-17 Ocak) İstanbul ve Ankara’da (18-19 Ocak) sahneye çıkıyor. Sanatseverlerden gördüğü yoğun ilgiyle tüm biletleri tükenen gösteri aralık ayında yeniden Türkiye’de izleyiciyle buluşacak.

 

175 yıllık köklü geçmişiyle dünyanın en prestijli bale topluluklarından Gürcistan Devlet Balesi, Pyotr Tchaikovsky’nin ölümsüz eseri The Nutcracker (Fındıkkıran)’ı ocak ayında PIU Entertainment organizasyonu ile Türkiye’de sanatseverlerle buluşuyor. Efsanevi sanatçı Nina Ananiashvili’nin sanat yönetimi ve koreografisi ile sahnelenecek olan gösteri, İstanbul ve Ankara’da izleyiciyle buluşacak.

Karlar altındaki büyülü sahneler, rengârenk kostümler, görkemli dekorlar ve Tchaikovsky’nin zamansız müzikleriyle The Nutcracker (Fındıkkıran), 1892’deki prömiyerinden bu yana dünyanın en sevilen klasik bale eserlerinden biri olmayı sürdürüyor.

Köklü tarihiyle bale dünyasının önemli sanat kurumlarından biri olan Gürcistan Devlet Balesi, bugüne dek dünyanın dört bir yanında sahne aldı. New York Times tarafından “kusursuz” olarak nitelendirilen topluluk, 2008 yılında Edinburgh Uluslararası Festivali’nde kazandığı Herald Angels Ödülü ile uluslararası başarısını taçlandırdı. 2024’te Londra Coliseum’daki gösterileriyle de büyük yankı uyandıran topluluk, her sahneye çıktığında zarafet ve gücü bir arada sunuyor.

Sanata Yön Veren Bir Balerin: Nina Ananiashvili

Gösterinin sanat yönetmeni ve koreografı Nina Ananiashvili, Bolshoi Ballet ve American Ballet Theatre’ın eski baş balerini olarak dünya bale tarihine adını yazdırmış bir isim. Daily Telegraph tarafından “gelmiş geçmiş en büyük 12 balerin” arasında gösterilen sanatçı, 2002’de US Dance Magazine tarafından “Yılın En İyi Balerini” seçildi.

2004’ten bu yana Gürcistan Devlet Balesi’nin sanat yönetmenliğini sürdüren Ananiashvili, topluluğa kazandırdığı vizyonla klasik repertuvarın yanı sıra Balanchine, Ashton, Kylián ve Ratmansky gibi koreografların eserlerini sahneye taşıyarak uluslararası prestijini güçlendirdi.

Yoğun İlgi Üzerine Aralık’ta Yeniden Türkiye’de

Ocak ayındaki gösterimlerin kısa sürede ilgi görmesi üzerine The Nutcracker (Fındıkkıran), Aralık 2026’da İstanbul ve Ankara’da yeniden sahnelenecek. Yeni tarihlerin biletleri de 9 Ocak Cuma günü  satışa açılacak.

Piu Entertainment organizasyonuyla sahnelenecek bu özel etkinliğin biletleri Biletinial, Biletix, Bubilet ve Passo’da satışta.

Program

İstanbul – Zorlu PSM / Turkcell Sahnesi
• 15 Ocak Perşembe – 20:00
• 16 Ocak Cuma – 20:00
• 17 Ocak Cumartesi – 14:30
• 17 Ocak Cumartesi – 19:30
• 26 Aralık 2026 Cumartesi – 14:30 ve 19:30 

Ankara – ATO Congresium
• 18 Ocak Pazar – 20:00
• 19 Ocak Pazartesi – 20:00
• 20 Aralık 2026 Pazar – 14:30 ve 19:30 

Müzik, Dans, Gastronomi ve Hikaye anlatımı Tek Sahnede Buluşuyor! GABBRO, İstanbul eğlence hayatına yeni bir soluk getiriyor.

GABBRO “DREAM THEATRE” İLE BÜYÜLÜ BİR GECEYE HAZIR MISINIZ?

Yalnızca izlemek değil, yaşamak isteyen herkes için GABBRO’da bir rüya sahneye taşınıyor.

Swissôtel içerisinde yer alan GABBRO, misafirlerini 1920’lerin büyülü caz barlarına götürürken ışık, müzik, lezzet ve performansın eşsiz uyumu ile geçmişin ihtişamını bugünün sofistike atmosferiyle birleşiyor.

Gecenin her anı bir sahne, her tabak bir hikâye. GABBRO Dream Theatre, her misafirini başrol oyuncusu olarak ağırlıyor.

Duyulara hitap eden ve İstanbul eğlence yaşamında fark yaratacak büyüleyici zamanlara imza atan “Dream Theatre” misafirlerini geçmişin büyüsüne ve geleceğin sahne estetiğine taşıyor. 

Klasik bir restoran anlayışının çok ötesine geçerek İstanbul eğlence hayatına da yeni bir soluk getiren GABBRO Dream Theatre’da, gastronomi, dans, müzik ve performanslar iç içe geçiyor. 19.30’da yemek servisine başlayan ve 21.30’da performansın başlamasıyla içeriye kimsenin alınmadığı GABBRO Dream Theatre’da, menüler set menü olarak ilerlerken içecekler kişilerin tercihine bırakılıyor. (Set Menü: 4.250 TL)

Zamanda yolculuk, müzikal bir şölen ve rafine bir lezzet deneyimi yaşamak için GABBRO Dream Theatre’a davetlisiniz.

Detaylı bilgi ve rezervasyon için: 0543 326 81 11   restaurantreservation.istanbul@swissotel.com

Akbank Sanat “Sınır Durumlar” söyleşi serisi başlıyor

Akbank Sanat tarafından düzenlenen “Sınır Durumlar” söyleşi serisi, psikiyatri ve felsefe ekseninde modern insanın temel deneyimlerine odaklanıyor. “Akbank Sanat Her Yerde” çatısı altında “Psikoloji ve Felsefenin Sınırında Sanat” alt başlığıyla gerçekleştirilecek söyleşi serisi, haz, delilik, sanat ve aşk temaları etrafında şekilleniyor.

Akbank Sanat’ın modern çağın kuşatması altında ikiye bölünen insanın hikayesini; psikiyatri ve felsefenin kesişim noktasından çağdaş sanatın görsel hafızasını da yanına alarak yeniden okumaya davet eden söyleşi serisi “Sınır Durumlar”, Ocak – Mayıs döneminde “Psikoloji ve Felsefenin Sınırında Sanat” alt başlığıyla gerçekleştiriliyor. Psikiyatrist Dr. Cengiz Arca ve yazar Ezgi Emel’in hazırlayıp sunduğu söyleşi serisi, ölçülen ve denetlenen beden ile sürekli kaygı üreten zihin arasındaki yarılmayı çağdaş yaşam bağlamında tartışmaya açıyor.

Söyleşilerde modern öznenin arzuları, korkuları ve anlam arayışıyla kurduğu ilişki, farklı temalar etrafında ele alınıyor. Dopaminin yarattığı yapay haz anlayışından deliliğin politik sınırlarına, sinemanın temsil gücünden aşkın özgürlükle kurduğu gerilimli ilişkiye uzanan söyleşilerde, konular Thomas Szasz, Michel Foucault, Gilles Deleuze ve Zygmunt Bauman gibi düşünürlerin yaklaşımıyla tartışılıyor. Soyut kavramlar estetik düzlemde de sorgulanarak ele alınan sınır durumlar, çağdaş sanatın sunduğu çarpıcı örneklerle destekleniyor. Bireysel deneyimlerin toplumsal ve felsefi arka planları ele alındığı söyleşilerde, kırık dökük kalmanın, belirsizliğin ve her şeyi hissetmeyi göze almanın sunduğu varoluş alanları düşünsel bir çerçevede değerlendiriliyor.

Serinin ilk söyleşisi olan “Haz ve Acının Sınırında: Dopamin”, modern yaşamın haz odaklı yapısı ve bunun birey üzerindeki etkilerini ele alıyor. Minoa Pera’da gerçekleştirilecek söyleşide, Anna Lembke’nin Dopamine Nation adlı kitabındaki paradokstan hareketle, anlık tatmin döngülerinin neden sonunda tükenmişliğe dönüştüğü tartışılıyor. Dopaminin haz ve acı ile kurduğu ilişki, Gilles Deleuze’ün düşünsel çerçevesiyle birlikte, beden ve zihin arasındaki bağlam içinde ele alınıyor.

Delilik kavramının biyolojik bir durum mu, yoksa toplumsal bir inşa mı olduğu sorusunun ele alındığı “Normal ve Anormalin Sınırında: Delilik” başlıklı söyleşide, Thomas Szasz’ın “Akıl hastalığı bir metafordur” yaklaşımı ile Michel Foucault’nun iktidar ve kapatılma analizleri üzerinden, modern toplumun normal tanımını nasıl oluşturduğu değerlendiriliyor.

“Temsil ve Belirsizliğin Sınırında: Eleştiri” başlıklı söyleşide sinemanın kendi gerçekliğini kurma biçimlerini, izleyiciyi içine çektiği illüzyonları ve bu illüzyonları sorgulamanın entelektüel hazzını tartışılıyor. Söyleşide, filmlerin sadece hikayeler anlatmakla kalmayıp, aynı zamanda toplumsal normlara, psikolojik derinliklere ve varoluşsal sorgulamalara ayna tuttuğu anlar ele alınıyor.

Zihnin sürekli hesap yapan, düzenleyen rasyonelliği ile kaosun yaratıcı gücünü sanat üzerinden tartışmaya açan “Düzen ve Kaosun Sınırında: Sanat” başlıklı söyleşide, psikedelik deneyimlerin bilinci çözüşünden Michael Pollan’ın varoluşsal keşiflerine kadar sanatın ve genişlemiş bilincin “ben” sınırlarını nasıl bulanıklaştırdığını inceleniyor.

Söyleşi serisinin son bölümü olan “Teslimiyet ve Özgürlüğün Sınırında: Aşk”ta ise Zygmunt Bauman’ın Akışkan Aşk kavramı üzerinden modern ilişkilerin kırılganlığını masaya yatırılıyor. Bağlanma, teslimiyet ve özgürlük arasındaki ilişki bağımlılık ve özerklik kavramları çerçevesinde ele alınıyor.

 

Söyleşi Takvimi:

14 Ocak, Çarşamba         18.30 – 20.00

Haz ve Acının Sınırında: Dopamin

 

25 Şubat, Çarşamba        18.30 – 20.00

Normal ve Anormalin Sınırında: Delilik

 

11 Mart, Çarşamba         18.30 – 20.00

Temsil ve Belirsizliğin Sınırında: Eleştiri 

8 Nisan, Çarşamba          18.30 – 20.00

Düzen ve Kaosun Sınırında: Sanat

6 Mayıs, Çarşamba          18.30 – 20.00

Teslimiyet ve Özgürlüğün Sınırında: Aşk

“Tatlı Tuzlu” İyilik İçin 13 Aralık’ta İş Sanat Sahnesinde

Sanatın iyileştirici gücü, çocukların beslenme hakkıyla buluşuyor. Öteki Beriki Tiyatro Topluluğu’nun sahneleyeceği “Tatlı Tuzlu” adlı komedi oyununun tüm geliri, Acil İhtiyaç Projesi Vakfı’nın yürüttüğü “Beslenme Her Çocuğun Hakkı” projesine aktarılarak yüzlerce çocuğun bir yıllık gıda ihtiyacını karşılayacak.

Acil İhtiyaç Projesi Vakfı (AİP) ve Öteki Beriki Tiyatro Topluluğu (ÖBTT), Türkiye’deki çocuk yoksulluğuyla mücadele etmek amacıyla sanat ve sosyal sorumluluğu bir araya getiren anlamlı bir projeye imza atıyor. 13 Aralık 2025 tarihinde İş Sanat Kültür Merkezi’nde sahnelenecek olan “Tatlı Tuzlu” adlı tiyatro oyunundan elde edilecek gelirin tamamı, AİP Vakfı’nın “Beslenme Her Çocuğun Hakkı” projesine bağışlanacak.

Bu özel gecede hem sanata hem de geleceğe destek olmak için tüm tiyatro severler ve iyilik gönüllüleri davetlidir.

Bir Bilet, Bir Çocuğun Geleceği Olacak

Proje, yoksulluk ve dezavantajlı koşullar nedeniyle yeterli beslenemeyen çocuklara bir yıl boyunca düzenli gıda paketi ulaştırmayı ve Türkiye’deki açlık sorununa dikkat çekmeyi hedefliyor. Sanatseverler, “Tatlı Tuzlu” oyununa bilet alarak hem kahkaha dolu bir akşam geçirecek hem de bir çocuğun sağlıklı gelişimine ve geleceğine doğrudan katkıda bulunacaklar.

Kahkahalarla Yüzleşme “Tatlı Tuzlu”

Gişe rekorları kıran oyunların yazarı Mine Artu’nun kaleminden çıkan tek perdelik komedi “Tatlı Tuzlu”, izleyicileri kahkaha dolu bir yüzleşmeye davet ediyor. Duygusal boşluklarını alışverişle dolduran Seval ile hayatın anlamını yemekte arayan doyumsuz ve çapkın Rıdvan’ın trajikomik evliliği, izleyicilere kendi hayatlarından tanıdık anlar sunuyor. Oyun, ikili ilişkilerdeki açmazları ve modern zamanların doyumsuzluklarını mizahi bir dille eleştirirken, unutulmaz bir tiyatro deneyimi vaat ediyor.