Bir palyaçonun,mükemmel bir palyaço olması için melankolik olması gerektiğini tabii ki bilirler, fakat melankolinin onun için çok ciddi bir şey olduğunu akıllarına getirmezler.

Palyaço Heinrich Böll

Heinric Böll’ün en çok bilinen eseriymiş ne yazık ki ben yeni tanıştım. Nobel ödüllü yazarın okuduğum ilk kitabı. Kitabı çok sevdim ve yazarın bir çok kitabını da okuyacağım. Palyaço kitabını da daha iyi anlamak için de Kayıp Babanın İzindeHeinrich Böll’ün “Palyaço” Adlı Yapıtında Geçmişle Hesaplaşma kitabını aldım.

Heinrich Böll’ün Palyaço adlı romanı, savaş sonrası Alman toplumunun ahlaki, dinsel ve ideolojik yapısını, toplumdan dışlanmış bir palyaçonun gözünden anlatan çarpıcı bir birey–toplum eleştirisidir. Roman, profesyonel bir pandomim sanatçısı olan Hans Schnier’in Bonn’daki evinde geçen birkaç saatlik bir zaman dilimini kapsar; ancak bu dar zaman aralığı, anlatıcının sürekli geri dönüşlerle geçmişi hatırlaması sayesinde geniş bir toplumsal ve psikolojik panoramaya dönüşür. Böll, bu yapısıyla bireyin iç dünyası ile toplumun kolektif belleğini iç içe geçirir.

Heinrich Böll’ün Palyaço adlı romanı, savaş sonrası Alman toplumunun ahlaki, dinsel ve ideolojik yapısını, toplumdan dışlanmış bir palyaçonun gözünden anlatan çarpıcı bir birey–toplum eleştirisidir. Roman, profesyonel bir pandomim sanatçısı olan Hans Schnier’in Bonn’daki evinde geçen birkaç saatlik bir zaman dilimini kapsar; ancak bu dar zaman aralığı, anlatıcının sürekli geri dönüşlerle geçmişi hatırlaması sayesinde geniş bir toplumsal ve psikolojik panoramaya dönüşür. Böll, bu yapısıyla bireyin iç dünyası ile toplumun kolektif belleğini iç içe geçirir.

Schnier, yaşadığı hayal kırıklıkları sonucunda alkol bağımlılığına sürüklenmiş, mesleğini icra edemez hale gelmiş ve maddi olarak da dibe vurmuştur. Roman boyunca eski dostlarını, ailesini ve tanıdıklarını telefonla arayarak hem Marie’ye dair bilgi almaya hem de maddi destek bulmaya çalışır. Ancak bu aramalar, onun toplumla olan kopukluğunu daha da görünür kılar. Kimse ona gerçekten yardım etmek istemez; herkes ahlaki öğütler verir, ama kimse sorumluluk almaz. Bu durum, savaş sonrası Alman toplumunda hakim olan ikiyüzlü ahlak anlayışını gözler önüne serer.

Böll, Schnier’in anıları aracılığıyla Nasyonal Sosyalist dönemi de sert bir biçimde eleştirir. Schnier’in çocukluk ve gençlik yıllarında tanık olduğu Nazi baskısı, ispiyonculuk ve ideolojik zorbalık, romanın arka planında sürekli hissedilir. Ailesinin Nazi dönemindeki konumu, annesinin sözde insancıl ama aslında çıkarcı tutumu, savaşın yalnızca fiziksel değil, ahlaki bir yıkım da yarattığını ortaya koyar. Savaş bitmiş olsa bile, onun yarattığı zihniyetin ve iktidar ilişkilerinin toplumda varlığını sürdürdüğü vurgulanır.

Romanın en güçlü yönlerinden biri, Katolik Kilisesi’ne yöneltilen eleştiridir. Böll, kiliseyi bireyi koruyan bir inanç kurumu olarak değil, bireyin özel hayatına müdahale eden, ahlaki normları baskı aracına dönüştüren bir yapı olarak resmeder. Schnier’in evliliği reddetmesi, kilise tarafından ahlaksızlık olarak damgalanır; oysa Böll, bu “ahlakın” insanı mutlu etmekten çok, itaate zorladığını gösterir. Schnier’in Katolik toplantılarındaki gözlemleri, bu çevrelerin kültürel sığlığını ve kendini beğenmişliğini ironik bir dille açığa çıkarır.

YKY’de Son Çıkanlar

YAZILMIŞ DÜNYA VE YAZILMAMIŞ DÜNYA 

Italo Calvino’nun farklı mecralarda yayımladığı kırk kadar deneme, makale ve incelemenin yer aldığı bu seçki yazma faaliyeti ve okuma faaliyeti arasındaki bağlantılar, okuma biçimleri, hızla değişen bir dünyada yazma nedenleri, üslup alıştırması ve edebiyat deneyimlerinin dolaşımının bir aracı olarak çevirinin önemi, kültürel değer, yayımcılık ve stratejileri, anlatısal düzyazıdaki modern gelişmeler, çeşitli tarihî tezahürleriyle bir tür olarak fantastik gibi başlıkları içeriyor.

Bunun yanı sıra avangart edebiyat, tatilde kitap okumak ve farklı okuma biçimleri gibi konular da Yazılmış Dünya ve Yazılmamış Dünya’daki düşünce evrenine dahil oluyor ve böylece 20. yüzyıl İtalyan ve dünya edebiyatının en önemli, en yenilikçi yazarlarından birinin yaratıcılığı kadar bilgi birikimine, geniş ilgi alanına ve parlak zekâsına da ışık tutuyor.

Yazılmış Dünya ve Yazılmamış Dünya’da derlenen makaleler, söyleşiler ve konuşmalar, bize en üst seviyede dikkat sergileme gayretindeki; edebiyatta ve hayatta açık ve planlanmış her şeyi her zaman vurgulama ve hakkını verme çabası içindeki bir adamın portresini veriyor.

Tim Parks, TLS

Akıl dolu, esprili, hoş bir şekilde bilgili ve keskin zekâlı.

Alberto Manguel, Literary Review

 

Yazılmış Dünya ve Yazılmamış Dünya

Özgün Adı: Mondo scritto e mondo non scritto

Yazar: Italo Calvino

Çeviren: Esin Gören

Editör: Cem Alpan

Sayfa: 328

ISBN: 978-975-08-6717-0 Barkod: 9789750867170

YKY Edebiyat / Deneme

 

MEZOPOTAMYA – ESKİÇAĞ SANATI VE MİMARİSİ 

Zainab Bahrani’nin bu eşsiz çalışması MÖ 8000’den MS 636’da İslam’ın gelişine kadarki dönemde Mezopotamya sanatı ve mimarisinin kapsamlı bir incelemesini sunuyor.

Kitap, farklı uygarlıkların –Assur, Akad, Babil vb– sanatsal temsillerinin kökenlerini ve kamusal anıtların ilk ortaya çıkışını ele alırken, bu imge ve anıtların dönemin insanlarınca nasıl görüldüklerini de açıklıyor.

414 görsel içeren Mezopotamya ayrıca sanat tarihine özgü kavramları ve teknik terimleri de açıklayan kapsamlı bir sözlük içeriyor.

Mezopotamya – Eskiçağ Sanatı ve Mimarisi

Özgün Adı: Mesopotamia – Ancient Art & Architecture

Yazar: Zainab Bahrani

Çeviren: Aymesey Albay

Editör: Derya Önder

Sayfa: 376

ISBN: 978-975-08-6676-0 Barkod: 9789750866760

YKY Özel Dizi

 

CEHENNEMDE İLAHİ

Cehennemde İlahi Rıdvan Hatun’un öykü serüveninde ikinci durak: Notos, Sözcükler, Varlık, kitap-lık dergilerinde yayımladığı öykülerle adını duyuran yazar ilk kitabı Billur Örüntüler (2023) ile Sait Faik Hikâye Armağanı ve Haldun Taner Öykü Ödülü kısa listelerinde yer almıştı.

Cehennemde İlahi’de yedi lirik öykü var. Kitabı saran dış metne bir zincir kolyenin halkaları gibi takılı, yazarın bütüncül yaklaşımını belirleyen öyküler. Düşsel görüntüler yaratmakta mahir bir kalemden çıkma her biri: Yalın, nesnel, dingin, duru, açık.

Rıdvan Hatun çocuk izleriyle dolu, şiirsel ışıltılar saçan minimal bir anlatımla çıkıyor okurun karşısına.

Söz verelim önce, ne olursa olsun birbirimize varıncaya kadar ileri gidelim. Çatallanan her yolda, dönüştüğümüz her hikâyede birbirimizi bulalım. Bu sayede geride kalmaz, bu karanlığa tek başımıza varmayız.

 

Cehennemde İlahi

Yazar: Rıdvan Hatun

Editör: Murat Yalçın

Sayfa: 104 Ebatları: 13,5 x 21 cm

Kâğıt Cinsi: Holmen 60 gr. + Karton Kapak

ISBN: 978-975-08-6724-8 Barkod: 9789750867248

YKY Edebiyat / Öykü

 

 

ZİLLİ ZARİFE

 Haldun Taner tiyatrosunun ikinci dönem oyunlarından Zilli Zarife, yazılışından altmış yıl sonra, yazarın eşi Demet Taner tarafından hazırlandı ve kitap halinde ilk kez yayımlandı.

Haldun Taner’in, 1962’den bu yana özü, biçimi, üslubu yüzde yüz bizim olan bir halk tiyatrosu peşindeyim. Zilli Zarife bu yolda dördüncü direnişim dediği iki perdelik müzikal oyun ilk kez Gülriz Sururi-Engin Cezzar Topluluğu tarafından Mehmet Akan rejisiyle sahneye konulmuştu.

Din sömürücülüğünü ahlak ikiyüzlülüğünü gülünçleştirip daha duru, daha dürüst bir ortamın kurulması için karınca kararınca yararlı olmak. Bunu da ukalaca değil, güldürerek yapmak amacıyla kaleme alınan Zilli Zarife yıllar içinde defalarca sahnelendi ve Taner’in belli başlı oyunları arasında yerini aldı.

Ayşegül Yüksel, Haldun Taner Tiyatrosu kitabında Zilli Zarife için şunları söyler: Zilli Zarife, oyuncu, oyun kişisi, söz, müzik, dans ve seyircinin birbirine kenetlendiği, önce sahnede gerçekleştirilip sonra yazıya dökülmüş izlenimi uyandıracak denli canlı, renkli ve soluklu bir oyundur. Yalnızca okunduğunda bile, ‘oyun’luğunu baştan sona sürdüren, yazarın şakacı yaradılışıyla nesnel eleştirel bakış açısını, iletilen ‘oyun’ duygusuyla ustaca bağdaştıran çok canlı, çok renkli bir tiyatro olayı niteliği taşır. Taner, kısa bir süre sonra çalışmalarını yoğunlaştıracağı ‘kabare’ tiyatrosu için gerekli ‘devingen’, canlı, hızlı sahne anlatımının en başarılı denemesini Zilli Zarife ile gerçekleştirmiştir.

 Amacımız din sömürücülüğünü ahlak ikiyüzlülüğünü gülünçleştirip daha duru, daha dürüst bir ortamın kurulması için karınca kararınca yararlı olmak. Bunu da ukalaca değil, güldürerek yapmak.

Haldun Taner

Zilli Zarife

Yazar: Haldun Taner

Editör: Murat Yalçın

Sayfa: 112 Ebatları: 13,5 x 21 cm

Kâğıt Cinsi: Holmen 60 gr. + Karton Kapak

ISBN: 978-975-08-6723-1 Barkod: 9789750867231

YKY Edebiyat / Oyun

  

UNUTULMAZ SUİT

Hayır, hayat yeniden yaşanamaz… Aksine, bir kez yaşandı mı sonsuza dek yitirilir…

Akira Mizubayashi’den savaşın darmadağın edip müziğin birleştirdiği ruhlar üzerine olağanüstü bir hikâye.

Genç ve başarılı lutiye Pamina, İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya’da aynı mesleği icra eden büyükannesi Hortense Schmidt’in izinden gitmektedir. Paris’te ünlü bir ustanın atölyesinde çalışmaya başlayan Pamina’nın ellerine bir gün Matteo Goffriller işi bir çello emanet edilir. Enstrümanı onarırken içinde 1945 Nisanı’nda yazılmış bir mektup bulan bu müzik tutkunu kadının yolu, büyük bir aşkın öznesi ve tanığı olan insanların hayatlarıyla kesişecektir.

Unutulmaz Süit’te Mizubayashi’nin kahramanları, sınırları ve dönemleri aşan bir klasik müzik eserini andırırcasına sözcükleri notalara dönüştürüyor…

Unutulmaz Süit

Yazar: Akira Mizubayashi

Özgün adı: Suite inoubliable

Çeviren: Şirin Etik

Editör: Korkut Erdur

Sayfa: 168

ISBN: 978-975-08-6722-4 Barkod: 99789750867224

YKY Edebiyat / Roman

  

ANATOLIAN TOY CULTURE

 Each time toys are brought up, children are the first thing to come to mind, and vice versa. Games and toys, both as vital to adults as they are to children, are generally doomed to either disappear or remain in museums and private collections, scattered across all four corners of the world, not to mention those that lie buried underneath the ground, left behind by humanity, waiting to be found for centuries or even millennia.

Anatolian Toy Culture is the outcome of twenty years’ worth of efforts at collecting artefacts, data and photographic documents, and ensure that they be submitted to interdisciplinary classification and expert assessment. This book contains the most comprehensive account so far of the colourful, creative, and truly astonishing adventure of toys in Anatolia, from the most ancient civilisations to the Ottoman Empire, and from the early decades of the Republican era until the present day…

Anatolian Toy Culture

Özgün Adı: Anadolu Oyuncak Kültürü

Hazırlayan: Ayşe Ceren Göğüş, Doğanay Çevik

Çeviren: Baptiste Gacoin

Editör: Darmin Hadzibegoviç

Sayfa: 392

ISBN: 978-975-08-6671-5 Barkod: 9789750866715

YKY Özel Dizi

 

KİTAP-LIK 241 / OCAK – MART 2026

Memet Fuat 100 Yaşında

 

Kitap-lık’ın Ocak-Mart 2026 tarihli 241. sayısında Memet Fuat var. Kapağı, boyutları ve iç tasarımıyla yenilenen dergide, doğumunun 100. yıldönümü dolayısıyla Memet Fuat anılıyor. Memet Fuat kitaplarının durumu, ondan kalan dokümanların içeriği, Pirâye Koleksiyonu, Yeni Dergi web sayfası çalışmalarının ne aşamada olduğu Yeşim Bilge, Handan Durgut ve Turgay Fişekçi’nin katıldığı bir oturumda ele alınıyor, önemli bilgi ve belgeler sunuluyor.

Mehmet Ergüven’in sanat yapıtının bitmesi/tamamlanması sorununu tartışan Doğurgan Eksilti, Jo Yoshida’nın Proust ve Hekimler başlıklı yazıları; Mukadder Özgeç’in Kürk Mantolu Madonna ile Kürklü Venüs romanlarının benzerliklerini, Faruk Turinay’ın Yahya Kemal’in mükemmeliyetçiliğini, Gürsel Korat’ın yazında yolculuk temasını, Hüseyin Ferhad’ın deneme yazarlarını anlatan yazıları bu sayının öne çıkan sayfaları.

Tuğrul Tanyol, Gültekin Emre, Cevdet Karal, Bâki Ayhan, Soner Demirbaş, Serhat Uyurkulak, Ersun Çıplak, İpek Seyalıoğlu şiirleri; Cevat Çapan, Nuray Tekin, Zehra Tırıl, Yalçın Tosun, Eylem Ata, Batıkan Köse öyküleri; Abdullah Ezik, Robert Schild, Saba Öymen, Cemil Okyay, M. Şeref Özsoy yazıları; Hasan Türksel yaz güncesi; Yüksel Pazarkaya ve İnci Aral söyleşileriyle derginin 241. sayısındalar.

 

kitap-lık 33 yıldır iyi edebiyatın adresi.

Kitaplık 241 / Ocak – Mart 2026

Mehmet Fuat 100 Yaşında

Editör: Murat Yalçın

Sayfa: 168

ISBN: 977-1300-0586-241 Barkod: 97713000586241

YKY Süreli Yayın / Dergi-Edebiyat

 

 

VBKY “Dürrüşehvar Sultan’ın Anıları”nı yayımladı

Saraydan Sürgüne: “Dürrüşehvar Sultan’ın Anıları

 

VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), Lale Uçan’ın kaleme aldığı “Dürrüşehvar Sultan’ın Anıları adlı kitabı okurlarla buluşturuyor. Yazar, son Halife Abdülmecid Efendi’nin çok sevdiği kızı Dürrüşehvar Sultan’ın sürgünle başlayan hayatının farklı dönemlerinde kaleme aldığı Doğan isimli çalışmasını yeniden yorumlayarak okura sunuyor. 

VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY) edebiyat kitaplığı, Lale Uçan’ın kaleme aldığı “Dürrüşehvar Sultan’ın Anıları” ile genişlemeye devam ediyor. Son Halife Abdülmecid Efendi’nin çok sevdiği kızı Dürrüşehvar Sultan, 27 Ocak 1914’te soğuk bir kış gününde Bağlarbaşı Köşkü’nde dünyaya gelir. İri mavi gözleriyle güzelliği ressamın fırçasından çıkmış bir tabloyu andıran, zarafetiyle dilden dile dolaşan Dürrüşehvar, babasının en kıymetli hazinesidir. Hilafetin kaldırıldığına dair karar Abdülmecid Efendi’ye bildirildiğinde, Dolmabahçe Sarayı’ndaki olağanüstü hareketliliğe henüz on yaşlarındaki Dürrüşehvar da tanıklık eder. Yazar, sürgünle başlayan bu hayatın farklı dönemlerinde kaleme alınan Doğan adlı metni yeniden yorumlayarak okurla buluşturuyor. Okur, bu kitapta Dürrüşehvar’la tanışırken onun hakikatlerine tutunacak; gerçek ile hayalin, hatıra ile hülyanın arasında, incelikli bir yolculuğa çıkacak.

Kitaptan:

“Dürrüşehvar sürgün yolculuğundaki “hâlet-i rûhiyesini” izah ederken, iki Dürrüşehvar’dan bahseder. O, bir tarafta aklı ile hareket eden ve ılımlı kişi diğer tarafta ise duyguları aklının önüne geçmiş, “hassas, kırılgan ve ağlayan bir çocuktur.’’ Bu ese­rini “yılların sahih efsanelerini karıştırarak, hayalde hakikat, ha­kikatte ise hayal bularak” satırlara döker. Kendi ifadesiyle “tas­virlerinden müteşekkil” ve yıllara yayılmış bu eserde, okur olarak Dürrüşehvar’ın farklı farklı dönemlerine tanık oluruz. Doğan isimli eseri yalnızca transkripsiyon alfabesiyle çevir­mek, hem Dürrüşehvar’a hem de esere haksızlık olacaktı. Bu ne­denle Bir Prensesin Anıları: Hayal ve Hakikat Arasında Dürrüşehvar Sultan isimli bu çalışmada öncelikli amacım, Dürrüşehvar’ın ha­kikatine tutunarak onun hayal âleminin koridorlarında bir gezinti yapmak ve Doğan isimli kitabı yakın okuma ile yeniden yorumla­maya çalışmak oldu. Başka bir ifadeyle, bu çalışma benim dışarı­dan bir göz olarak Dürrüşehvar Sultan’ın hakikat ve hayal arasında kurduğu dünyasını anlatma çabamdır. Takdir edersiniz ki bu yak­laşım kolay değildir; ister istemez bir tutunacak dala ihtiyaç duyu­lur ve benim çıkış noktam da Dürrüşehvar’ın hakikati olmuştur.”

Yazar Hakkında;

İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü sonrasında yükseklisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde tamamladı. Doktora eğitimine, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Bölümü’nde başladı. Prof. Dr. Arzu Terzi’nin danışmanlığında hazırladığı doktora tezi Halife Abdülmecid Efendi Zamanın Ruhunun Peşinde Bir Hanedan Mensubu, ismiyle yayımlandı. 2015-2024 yılları arasında Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde lisans-lisansütü seviyesinde dersler verdi. Araştırma alanları Osmanlı medeniyeti ve müesseleri, yakınçağ tarihi, geç dönem Osmanlı’nın ekonomik, sosyal ve kültür tarihi, Osmanlı kadın-çocuk çalışmaları ve biyografi yazımı minvalinde şekillenmektedir.

 

KÜNYE

Yayınevi: VBKY

Kategori: Edebiyat

Yazar: Lale Uçan

Kitap Editörü: Zeynep Kevser Şerefoğlu Danış 

Kitabın adı: Dürrüşehvar Sultan’ın Anıları

Son Okuma: Özge Çiçek Taşkın 

Sayfa Uygulama: Yümna Sarıkaya

Kapak: Faruk Özcan     

Sayfa sayısı: 272

 

Rainer Maria Rilke’den sade, derin ve zamansız bir bilgelik kitabı: Genç Bir Şaire Mektuplar

Rainer Maria Rilke’nin 1903-1908 yılları arasında Franz Xaver Kappus adlı genç bir subay adayına yazdığı on mektuptan oluşan Genç Bir Şaire Mektuplar ocak ayında Can Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alıyor. Bu mektuplarda Rilke’nin cümleleri, insanın kalbine bir dostun dokunuşu gibi değiyor; hem teselli ediyor hem de harekete geçiriyor.

Rainer Maria Rilke, modern edebiyatın en etkileyici poetik metinlerinden biri kabul edilen Genç Bir Şaire Mektuplar’da sanatı, yalnızlığı, aşkı ve yaratım sürecini derin bir sezgiyle yorumluyor. 

Genç Bir Şaire Mektuplar, yalnızca sanata değil yaşamın anlamına, sabra ve insanın kendi iç sesiyle kurduğu ilişkiye dair zamansız bir rehber, kendi yolunu arayan herkese hitap eden bir bilgelik kitabı.

#dünyaklasikleri #almanklasikleri #yalnızlık #sanat #şiir #yaşam #bilgelik

Kitap Adı: Genç Bir Şaire Mektuplar 

Yazar: Rainer Maria Rilke 

Çeviri: Anıl Alacaoğlu

Yayınevi: Can Yayınları  

Dizi: Klasik

Tür: Mektup

Sayfa Sayısı: 56

 

ÖZLEM KÖSE’NİN İKİNCİ KİTABI “BU SENİN ŞANSIN” TÜM KİTAPÇILARDA!

Özlem Köse, merakla beklenen yeni romanı “Bu Senin Şansın” ile okurların karşısına çıkıyor. Sayfa6 Yayınları etiketiyle yayımlanan eser, Adana’nın sıcağından İzmir’in sokaklarına, savaşın gölgesinden geleceğe uzanan sarsıcı bir hikâye örgüsü sunuyor.

Özlem Köse, ilk kitabının ardından hız kesmeden kaleme aldığı ikinci romanı “Bu Senin Şansın” ile edebiyat dünyasındaki iddiasını güçlendiriyor. Kitap, birbirinden bağımsız görünen ancak görünmez iplerle birbirine bağlı karakterlerin, geçmişleriyle ve kaderleriyle olan hesaplaşmalarını çarpıcı bir dille ele alıyor.

Roman, okuru farklı coğrafyalarda ve zaman dilimlerinde geçen olaylar silsilesine davet ediyor: Adana’nın sıcağında bayılan genç bir kadının gizemi, İzmir sokaklarında posta kutularına gizlice bırakılan mektupların sırrı, savaşta oğlunu yitiren bir annenin gözyaşları ve basit bir fotoğraf karesinin ardında saklanan, geleceği belirleyen büyük sırlar, hikâyenin temelini oluşturuyor.

Köse, bu olay örgüsü üzerinden, arka kapak yazısında da vurgulanan temel soruyu okurun zihnine kazıyor: “Bu senin şansın mı, kaderin mi, yoksa seçimin mi?” Her sayfada yeni bir yüzleşme ve itiraf vaat eden “Bu Senin Şansın”, sadece sürükleyici bir roman değil, aynı zamanda okurun kendi hayatını sorgulayacağı derin bir psikolojik yolculuk niteliği taşıyor. Sayfa6 Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan eser, merak uyandıran kurgusu ve derinlikli karakterleriyle yılın en dikkat çeken romanları arasında yerini almaya hazırlanıyor.

Arka kapak

Adana’nın sıcağında bir hayrat başında bayılan genç bir kadın… İzmir sokaklarında gizlice posta kutularına bırakılan mektuplar… Savaş sirenleri arasında oğlunu yitiren bir annenin gözyaşları… Bir fotoğraf karesinden geleceğe saklanan sırlar…

Belki de hayat, hepimizin içinde sakladığı mektuplardan, unutulmaya direnen fotoğraflardan ve cevapsız kalan sorulardan ibarettir.

Bu kitapta, birbirine dokunan hayatların arasından geçerken, her sayfada yeni bir yüz, yeni bir itiraf, yeni bir hesaplaşmayla karşılaşacaksınız. Kendinizi, bu dünyayı cehenneme çeviren zalimlerle ve gönülleri incinen vicdanlı insanlarla dolu bir evrende, “Bu senin şansın mı, kaderin mi, yoksa seçimin mi?” sorusunu sorarken bulacaksınız.