İş Sanat Anadolu Sergileri ile Edremit’te “Ege Havası”

Türkiye İş Bankası Edremit Şubesi’ndeki sergiyi iki günde 1.000’i aşkın sanatsever ziyaret etti.

Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu’ndan yapılan tematik seçkileri Anadolu’daki sanatseverlerle buluşturan Anadolu Sergileri’nin son durağı, 22-23 Kasım’da Balıkesir’in Edremit ilçesi oldu. Sergi açık kaldığı iki boyunca bini aşkın ziyaretçiyi ağırladı.

Türk resim sanatının en önemli ilham kaynaklarından biri olan Ege zeytinliklerinin, denizin ve balıkçıların yer aldığı eserleri bir araya getiren “Ege Havası”, eşsiz doğa manzaralarını, cömert halkın gündelik hayatını ve bölgenin dingin ruhunu izleyicilere sundu. Fahrettin Arkunlar, İbrahim Çallı, Elif Naci, Veysel Günay, Eşref Üren, Nuri Abaç, Agop Arad, Ömer Faruk Taner, Gönül Göle, Turan Erol, Fikret Mualla ve Orhan Peker gibi usta sanatçılarımızın eserlerinin yer aldığı seçki sanatseverler tarafından büyük bir ilgiyle izlendi.

Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi Kurucu Küratörü Prof. Dr. Gül İrepoğlu sergide yer alan sanatçılar ve eserleri hakkında bilgi verdi. Mimar Giulio Mongeri tarafından tasarlanan ve erken Cumhuriyet dönemi mimarisinin seçkin örneklerinden biri olan Edremit Şubesi’nde gerçekleşen sergide Doç. Dr. Y. Doğan Çetinkaya da fotoğraflar eşliğinde tarihi binanın inşa süreci ve ilk yıllarını ziyaretçilere anlattı. Sergide ayrıca çocuklara yönelik sanat atölyesi düzenlendi.

Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin öğrenme programlarının düzenli faaliyetlerinden biri olan ve ortak kültürel mirasımızı doğduğu topraklarda bugünün kuşaklarıyla buluşturan Anadolu Sergileri, farklı seçkiler ile devam edecek.

Detaylı bilgi için: issanat.com.tr 

Sakıp Sabancı Müzesi’nin Koleksiyonlarına Yeni Bir Eser: Murat Durusoy’un Doğa Sonrası Etütleri V.2

Sakıp Sabancı Müzesi’nin koleksiyonlarına yeni katılan, çağdaş sanatçı ve akademisyen Murat Durusoy’un Doğa Sonrası Etütleri V.2 adlı videosu, Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu’nun sergilendiği salonlarda izleyiciyle buluştu.

Bir zamanlar Atlı Köşk’ün seyir balkonu olan, müzeye dönüştürüldükten sonra Manzara Odası olarak düzenlenen mekânda konumlanan eser, SSM Bahçe’deki erguvan, defne, sığla, zakkum ve biberiye bitkilerinden yola çıkıyor. Bu bitkiler, sentetik polimerler, devre kartları ve metal dokulara dönüştürülerek, doğanın insan yapımı maddelerle iç içe geçtiği bir görünüme bürünüyor ve insan etkisinin gezegenin doğal dengesini kalıcı biçimde değiştirdiği, iklim krizinin giderek hissedildiği Antroposen Çağı’na işaret ediyor.

Durusoy’un videosu, Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu’ndaki bitkisel motiflerle süslenmiş eserleri ile sıra dışı bir etkileşim kuruyor, altın yaldızla bezenmiş simetrik kaligrafik kompozisyonlardan ilham alarak, doğa ve teknoloji arasındaki gerilimi adeta “dijital bir natürmort” olarak yeniden yorumluyor.

İklim krizi, teknoloji, hafıza, zaman ve imge kavramları etrafında çalışan akademisyen ve çağdaş sanatçı Murat Durusoy, “Doğa Sonrası Etütleri” serisini doğayı yalnızca gözlemleyen değil, teknoloji aracılığıyla yeniden üreten bir alan olarak kurguluyor. Kendi çektiği bitki görüntülerini katmanlı dijital müdahaleler, ışık kırılmaları ve sentetik yüzey dokularıyla işleyerek doğanın yüzeyinde insan müdahalesinin izlerini görünür kılıyor. Bu üretim biçimi, hem fotoğrafın belgesele yakın doğasını hem de videonun zaman kavrayışını dönüştürüyor; izleyiciye, organik ve yapay arasındaki sınırın giderek bulanıklaştığı bir görsel deneyim sunuyor.

Doğa Sonrası Etütleri V.2 adlı videonun SSM’nin koleksiyonlarına katılması vesilesiyle, 29 Kasım Cumartesi günü, 14.00’te eserin sanatçısı Murat Durusoy ve Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu’nun yöneticisi Dr. Ayşe Aldemir bir söyleşi yapacak ve videonun yaratım ve sergileme sürecini ziyaretçilerle paylaşacak. Etkinlik müze ziyaretçilerine ücretsiz gerçekleştirilecek.

Samsung’un katkılarıyla sergilenen eser, Atlı Köşk’ün üst katındaki Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu’nun sergi salonlarında, Pazartesi hariç her gün, 10.00-18.00 arasında ziyaret edilebilir.

Amerigo Vespucci’nin Mektupları İlk Kez Türkçede

Vespucci’nin mektupları, tanıklıkları ve çağdaşlarının yorumları ilk kez tam metin olarak Türkçeye çevrildi. Mektuplar, beş asır sonra “Yeni Dünya”nın hikâyesini ve keşifler çağını Vespucci’nin kaleminden okurlarla buluşturuyor.

Kafka Kitap, keşifler çağının en tartışmalı figürlerinden Amerigo Vespucci’nin mektuplarını, çağdaş tanıklıkları ve resmi belgeleri ile bir araya getiren “Mektuplar” adlı derlemeyi Türkçeye kazandırdı. Amerika kıtasının adını almasının ardındaki tarihsel tartışmalar, Kolomb’a dair eleştiriler ve sömürgeciliğin doğuşuna ışık tutan belgeler ilk kez tam metin olarak yayımlanıyor.

Beş asır önce yazılmış bir dizi mektup, bir kıtanın ismini belirleyecek kadar etkili olabileceğini kim tahmin edebilirdi? Kitap, “Amerika” adının nasıl doğduğunu adım adım izleme fırsatı sunuyor. Vespucci’nin kendi elinden çıkan seyahat mektupları, Portekiz Kralı’na sunduğu raporlar, İspanyol yurttaşlığına alınma belgesi ve Kolomb’un oğluna yazdığı mektuplar, kıtanın kim tarafından “keşfedildiği” tartışmasını tarihsel bağlamına oturtuyor.

Bu derleme, yalnızca bir keşif güncesi değil; aynı zamanda bilginin, otoritenin ve adlandırmanın nasıl birbirine geçtiğini gösteren tarihsel bir bellek kitabı.

Kolomb’la Sessiz Rekabet

“Mektuplar” iki büyük kâşif olan Kolomb ve Vespucci’nin sessiz rekabetini birincil kaynaklardan gözler önüne seriyor. Christoph Kolomb’un yolculukları tarih kitaplarında daha görünür olsa da, Vespucci’nin mektupları “Yeni Dünya”nın tanımını değiştiren bir dönüm noktasıydı. Vespucci’nin satırlarında, Kolomb’un görmediği kıyılar, farklı yıldızların altında kaydedilmiş gözlemler, “Yeni Dünya”ya dair ilk etnografik tasvirler yer alıyor.

Kendisini “keşiflerin anlatıcısı” olarak gören Vespucci, yazılarında yalnızca gördüklerini değil, o dönemin zihniyetini de aktarıyor: bilinmeyene duyulan inanç, dini referansların gölgesinde şekillenen bilimsellik, doğaya ve “yeni insanlara” bakışın tüm çelişkileriyle.

Kolomb’a haksızlık yapıldığını savunan çağdaşlarının tanıklıklarıyla birlikte okunduğunda, “Mektuplar” tarihsel bir polemiği değil, bir dönemin ruhunu ortaya koyuyor.

Vespucci’nin mektupları, çağının ötesinde bir gözlemciliği de açığa çıkarıyor: Yerlilerin yaşam biçimlerini betimlerken dönemin önyargılarından sıyrılmaya çalışan bir zihin; haritacılığın temellerini atan bir bilimsellik. Buna karşın, çağdaşları onu “Kolomb’un gölgesine sığınmakla” ya da “kendine fazla pay biçmekle” suçladı. “Mektuplar” bu tarihsel tartışmayı ilk ağızdan dinleme olanağı sunuyor.

Haritacılığın Altın Çağı ve Bilimin Doğuşu

Vespucci’nin anlatıları yalnızca coğrafi keşiflere değil, bilimin doğuşuna da işaret ediyor. Her yolculuk, haritacılığın, gözlemciliğin ve ölçümün geliştiği bir laboratuvar gibi.

Avrupa’nın deniz gücüyle bilimi nasıl bir araya getirdiğini, misyonerlik ile merakın nasıl iç içe geçtiğini, sömürgecilik düşüncesinin nasıl filizlendiğini Vespucci’nin satırlarında görmek mümkün.

Birincil Kaynaklardan, Bir Çağın Aynası

Mektuplar, yalnızca tarihçiler için değil; insan merakı, macera ve keşif fikrine ilgi duyan her okur için bir başvuru kaynağı. C. R. Markham’ın derlediği “Mektuplar” adlı çalışmanın çevirisini Aykut Cumbul yaparken sunuş yazısını ise Ulaş Töre Sivrioğlu yazdı. “Mektuplar”da okur, Vespucci’nin gözünden hem bir çağın doğuşuna hem de “keşif” kavramının ardındaki etik ve politik tartışmalara tanıklık etme fırsatı yakalıyor. Bu metinler, bir kıtanın adını belirleyecek kadar güçlü kelimelerin, beş asır sonra bile yankılanabileceğini hatırlatıyor.

Arka Kapak Yazısından 

“Amerika kıtasına bu ad nasıl verildi? Neden kıtanın adı Colombia değil de America oldu? Batı dünyası beş asırdır bu konuyu tartışıyor. Tartışmanın bir tarafı Amerika kıtasını keşfeden Kolomb’a büyük bir haksızlık yapıldığını, kıtanın adını ondan alması gerektiğini söylüyor. Diğer tarafsa Kolomb’un yeni bir kıta keşfettiğinin hiçbir zaman farkına varmadığını, bu nedenle kıtaya Amerigo Vespucci’nin adının verilmesinin doğru olduğunu savunuyor. Tarafların argümanları ve tartışma stilleri de zaman zaman zalimce boyutlara ulaşabilmekte. Özellikle Kolomb’a haksızlık yapıldığını düşünenler, Vespucci’yi ‘başkalarının emek ve cesaretine saygısızca el koymuş bir düzenbaz, sahtekâr’ olarak görmekteler. Vespucci’nin, Kolomb’un keşfettiği toprakların yeni bir dünya olduğunu söylemesi, bugün bizlere sıradan bir öngörü ve çıkarım olarak gelebilir ama bu konuyu tartışmaya devam ettikçe okur, bu öngörünün Vespucci’nin çağında ne kadar büyük bir adım olduğunu daha iyi görecektir. Bu söylem –en azından o zamanlarda– bilinmeyen denizlere açılmak kadar cesaret isterdi. O yüzden bu ‘tuhaf münakaşa’nın sonunda umuyorum ki Kolomb’un hakkını Kolomb’a, Amerigo’nun hakkını da Amerigo’ya teslim edebiliriz.”

Töre Sivrioğlu

Türkiye’nin eğitim tarihini konu alan Öktem ve Barutçuoğlu Arşivi artık Salt Araştırma’nın online arşivinde erişime açıldı.

Garanti BBVA tarafından kurulan Salt, Öktem ve Barutçuoğlu Arşivi’ni hizmete açtı  archives.saltresearch.org adresinden ulaşılabilir. Salt Araştırma Eğitim Arşivi’ne dahil edilen koleksiyonda, Maarif Vekâleti’nde öğretmenlik, müfettişlik ve maarif müdürlüğü görevlerinde bulunan Lâtif Öktem’in (1894-1985) mesleki çalışmalarına ilişkin fotoğraflar ile Moda İlkokulu’nda müdürlük yapan kız kardeşi Bahriye Öktem’in çalışmalarına ilişkin fotoğraflar bir araya getirilmiştir.

Koleksiyonda, Lâtif Öktem’in 1920’lerde Diyarbakır, Mardin, Balıkesir, İstanbul, Kırklareli ve Çanakkale’de denetlediği okulların fotoğrafları; okul müdürleri, öğretmenler ve öğrencilerle geziler; Cumhuriyet Bayramı kutlamaları; Kırım’dan Romanya’ya ve ardından İstanbul’a göç eden aile üyelerinin fotoğrafları yer alıyor. Ayrıca, Bahriye Öktem’in Moda İlkokulu’nda öğretmen ve öğrencilerle birlikte çekilmiş fotoğrafları da bulunuyor. Ayrıca, Lâtif ve Kadriye Öktem’in kızı Tınçay Öktem’in eşi Haluk Barutçuoğlu tarafından derlenen albümde, Hatay’ın Türkiye’ye bağlanmasını kutlayan törenlerin yanı sıra, 1930’larda Antakya ve çevresindeki resmi törenlerdeki okullar, öğrenciler ve izciler de yer alıyor.

Diyarbakır’da “Foto Yıldız, M. Danyal”, Kadıköy’de “Zeki Fotoğraf Stüdyosu”, Kırklareli’de “Mazhâr Reşit” ve “Foto Bahar”, Antakya’da “Foto Seraydaryan” ve “Foto Hikmet” ile İstanbul’da “Resne Fotoğraf Stüdyosu, Rahmizâde Bahaeddin” tarafından çekilen fotoğraflar da dönemin yerel fotoğraf stüdyolarının tarihine ışık tutuyor.

Tuz Araştırma Eğitim Arşivi
Salt Araştırma arşivleri, sanat, mimarlık, tasarım, şehir, toplum ve ekonomi alanlarında 2.000.000’den fazla özgün dijitalleştirilmiş kaynağı kapsamaktadır. Eğitim Arşivi, 1857’de Osmanlı İmparatorluğu’nda Maârif-i Umûmiyye Nezâreti adıyla kurulan ve Cumhuriyet döneminin başlarında Maarif Vekâleti adını alan Maarif Nezâreti tarafından yürütülen eğitim faaliyetlerine ilişkin fotoğraf, albüm, belge ve haritalardan oluşmaktadır.

Salt, Garanti BBVA tarafından kurulmuş ve desteklenmektedir.

ÇEV Sanat’ın Genç Piyanisti Arya Su Gülenç’e Almanya’dan Üç Büyük Ödül!

ÇEV Sanat’ın “Genç Yetenekler Projesi” kapsamında 2018 yılından bu yana müzik eğitimine destek verdiği genç piyanist Arya Su Gülenç, Almanya’da düzenlenen “Gençlik Müzik Yapıyor (Jugend Musiziert)” yarışmasında üç farklı kategoride ödül sahibi oldu.

ÇEV Sanat’ın, henüz 16 yaşında olmasına rağmen olağanüstü müzikal olgunluğu, sahne hâkimiyeti ve derin yorum gücüyle dikkat çeken piyanisti Arya Su Gülençköklü kültür kurumlarından Stiftung Jugend Musiziert Niedersachsen tarafından düzenlenen “Gençlik Müzik Yapıyor (Jugend Musiziert)” yarışmasında 3 farklı kategoride ödül sahibi oldu. Gülenç, Landesfunkhaus Hannover’da Aşağı Saksonya Bilim ve Kültür Bakanlığı himayesinde gerçekleştirilen törende aldığı ödüllerle uluslararası başarılarına bir yenisini daha ekledi. Jüri, Arya Su’nun müziğe yaklaşımını, sahnedeki doğallığını ve yorum derinliğini “istisnai bir sanatsal kişilik” olarak nitelendirdi.

Genç sanatçı, yurtiçi ve yurtdışı sanat çevrelerinde büyük ilgiyle karşılanan bu başarıyla, ÇEV Sanat ve Türkiye için bir kez daha gurur kaynağı oldu.

Aşağı Saksonya’dan Üç Ödül Birden

Arya Su Gülenç;

  • Oda Müziği Teşvik Ödülü (Förderpreis Kammermusik)
  • Başarı Ödülü (Herausragende Leistung)
  • Bireysel Sanatsal Burs (Stipendium) ödüllerine layık görüldü.

Eğitimine Almanya’da Devam Ediyor

ÇEV Sanat’ın 2018 yılından bu yana müzik eğitimine tam destek verdiği Arya Su Gülenç, 2024 yılında Almanya’da yer alan HMTMH – Hochschule für Musik, Theater und Medien Hannover bünyesindeki IFF (Institut zur Früh-Förderung musikalisch Hochbegabter) programını kazandı. Burada eğitimini Prof. Elena Levit ile sürdüren genç sanatçı, enstitü başkanı Prof. Martin Brauß’un sanatsal rehberliğinde çalışmalarına devam ediyor.
Ayrıca Goetheschule Gymnasium’da 10. sınıf öğrencisi olarak akademik eğitimini başarıyla sürdürüyor.

ÇEV ve ÇEV Sanat “Genç Yetenekler Projesi” Hakkında: 

ÇEV Sanat, klasik müzik alanında üstün yetenekli genç sanatçıların eğitimlerini destekleyerek,
yeni nesilde yetişen sanatçılarımızı ülkemize kazandırmak amacıyla 2009 yılında kurulmuştur.
Bu amaç doğrultusunda ÇEV yönetim kurulu üyesi Berrin Yoleri’nin öncülüğünde 2009 senesinde kurulan ÇEV Sanat, QNB’nin katkılarıyla sürdürdüğü “Genç Yetenekler Projesi” ile ulusal ve uluslararası sanatçılardan oluşan jürinin sınavla seçtiği genç müzisyenlerin yurt içi ve yurt dışında eğitimlerine destek vermektedir.

ÇEV Sanat, klasik müzik alanında önemli başarıları ülkemize kazandıran genç sanatçılarımızın,
kültür ve sanat elçilerimiz olarak dünya sahnelerinde parlayan yıldızlar olması yolunda ilerlemeleri için gerekli imkanları sağlamaya çalışmaktadır.

ARYA SU GÜLENÇ

2009 yılında Bursa’da doğdu. Altı yaşında özel bir müzik merkezinde piyano eğitimine başlayan Arya Su Gülenç, 2018 Haziran ayında Çev Sanat “Genç Yetenekler” projesine katıldı.

Katıldığı Festivaller ve Yarışmalar;

–    2017- Paris Uluslararası Müzik Yarışması, 7-9 yaş | Birincilik
– 2017- Varna Uluslararası ‘Heirs Of Orpheus’ Müzik Yarışması, 7-10 yaş | Birincilik
– 2017- Roma Grand Prize Virtuoso Uluslararası Müzik Yarışması |Birincilik
– 2018- St.Petersburg / 9. Savshinsky Uluslararası Müzik Yarışması | İkincilik
– 2018- Stuttgart 7. International Music Fireworks At Baden-Württemberg Competition” 7-10 yaş | Birincilik
– 2018- Uluslararası Bilkent Piyano Festivali, 16 yaş altı Steinway & Sons | Birincilik
– 2018- San Marco, Italy – BV Festival of the Gulf in competition yarışması | Birincilik
– 2019- ABD/New York Crescendo Uluslararası Piyano Yarışması, 9 yaş kategorisinde birincilik elde etti, Carnegie Hall de performans sergiledi ve aynı yarışmanın Grand Prize ödülünü kazandı.
– 2017 Bursa/ Nilüfer ve İstanbul / Pera 2019 İzmir Uluslararası Müzik festivallerinde performans sergiledi.
– Prof. Tamara Poddubnaya, Prof. Boaz Sharon, Prof. Eduardus Halim, Prof.Mira Marschenko, Prof. J. Bernard Pommıer, Prof. Akiko Ebi, Prof. Danie Yoffe, Prof. Pavel Gililov, Prof. Elena Levit, Alexander Mekaev, Gülsin Onay, İbrahim Yazıcı, Emre Şen ustalık sınıflarına katıldı.
– 2018 Ekim ayında V. Spivakov Vakfı tarafından düzenlenen 15. Russia / Moscow Friends Meet International Festivalinde Puşkin Müzesi’nde performans sergledi.
– 2019 tarihinde Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlenen 7. Uluslararası César Franck Piyano yarışmasında ikincilik ödülünü kazandı.
– 2021 Düsseldorf/Anton Rubinstein 8-15 yaş Piyano yarışması Adnan Saygun /İncinin Kitabı ile eser yorumlama Özel Ödülünü kazandı.
– 23 Nisan 2022 de Murat Cem Orhan yönetimindeki Cemal Reşit Rey Senfoni Orkestrası ile, 19 Mayıs 2023 tarihinde Antalya Devlet Senfoni Orkestrası ile konçerto seslendirdi.
–    2023 yılında 13-29 yaş arasında Almanya’da düzenlenen 16. Uluslararası Pianale Piyano Yarışmasında bugüne kadar kazanan en genç piyanist oldu.

Çev Sanat’ın düzenlediği  Cumhuriyetimizin 100.Yıl Konserinde Orkestra ve Solo olarak Performans sergiledi.

– 2024 yılında Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası ve Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası ile Mozart 23 No lu konçertoyu seslendirdi.

– 2024 yılında Uluslararası Kuzey Kıbrıs Bellapais Müzik Festivali ve 23 Temmuz Almanya /Fulda Uluslarası Pianale Piano Festivalinde performans sergiledi.

-İzmir Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi ve Kadıköy Yel değirmeni Sanat Merkezinde 60 dakikalık tek bölümlü Solo Performanslar sergiledi.