Kuşlarla Kuş Oluyordu Bulutlarla Bulut: Hasan Ali Toptaş – Gölgesizler (1995)

Pencerenin önüne yüzyıllar önce çakılmış bir paslı çiviydi sanki,…

Kendi dışında kalan kendini bir türlü yerinden oynatamıyordu…” (sayfa 96)

 

Alfabedeki harflerin, sözlüklerdeki kelimelerin, eklerin gövdeye rastgele serpilmeyişi, her şeyin yaşamla uyumu…

Her sayfasında derin, anlamlı kelimeler ve cümleler var.

Yaşamımızdaki yokluğun var oluşunu imgeleyen tümcelerle dolu bir kitap.

Kayıplarımızın kabak gibi göz önünde olduğu, belki elle tutuğumuzu, kalbimizde hala sıcacık sakladığımızı belirten cümleler.

Ben bu kitaba bayıldım. Zaten kurgu muhteşem.

Kendimi olaylar yaşanırken sanki oradaymışım gibi hissettim.

Sanki o köy halkından Cıngıl Nuri’nin çocuğuydum. Berberde sıra bekleyen, berber dükkanının camında yansımasını gören, kayalarda güvercini gören, ayı ile meydanda olan, Cennet’in oğlunun yılan gösterisini izleyen köylü çocuklarından, berber koltuğunda sabunlu halde uyuya kalan biriydim.

Ben bu romanda her şeydim. Yokluktum kendi yaşamımda. Bir kayboluştum. Zamanlarca görünmeyen olup sonra birden görünür olandım. Uzaklıktım. Hep kendime bile uzak olan. Ne desem bilemiyorum bu kitaba karşı. Tokat yemiş hissi, çarpıcı bir his bırakmakla kalmadı. Etkisi kalıcı oldu.

Bu kitap, yokluğunu aramaya girişenlerin uzak insanlarının kitabı, bir kaybolup bir görünenlerin kitabı. Hayatın ta kendisi.

 

Kuşlarla kuş oluyordu böyle anlarda bulutlarla bulut oluyor ve uçsuz bucaksız bir mavilikte, aklından küçücük bir şey bile geçirmeden, belki aylar, yıllar ya da asırlarca dolaşıyordu.” (Sayfa 183)

 

“Aynı yolda yürümekten başka çaresi olmayan tuhaf birer yaratıktı insanlar; tekrarın tekrarlananın örtüsü olduğunu anlayamadan, aynı el sallayışların, aynı gülüşlerin, aynı yürüyüşlerin ya da aynı oturuşların içinden geçe geçe damaklarına bulaşan uzak bir serüven tadıyla dönüp dolaşıp aynı noktada yaşıyorlardı”. (Sayfa: 156)

 

Bunca yıldan beri hep akıllı davranmanın yorgunluğu çökmüştü omuzlarına; ölçülü olmamın, başarmaya çalışmanın ve içindeki köpüren binlerce arzuyu bütün bunların gerisine atmanın yıllanmış bıkkınlığı gelip yüz çizgilerine oturmuştu. O anda kendi ağırlığıyla ezilen yorgun bir böcekti sanki; hiç kıpırdamadığı halde, görünmeyen bacakları ve kollarıyla çaresizlik içinde tepinip duruyordu. (Sayfa 109)

 

Ve daha nicesi… Bu kitabın sayfalarında.

Ayrıca kitabın filmi de çekilmiştir. İzlemek isteyenlerin bilgisine.

 

KÜNYE

İlk Baskı Yılı: 1995
Tür: Roman
Yazar: Hasan Ali Toptaş